Haber Detayı
26.12.2013 Bu haber 1242 kez okundu
 
Dünyanın en genç siyah kuşağı
Dünyada kabul görmüş ve saygın kurum ve kuruluşlar tarafından belgeler ile onaylanmış olan savaş sanatı “Enkin Kaikan” dünyanın en genç siyah kuşak birinci dan öğrencisini kadrosunda bulundurmakta.
 
 

Siyah kuşak deyince akla ilk gelen Karate dövüş sanatı oluyor. Karate denince ise bir zamanların ve hatta günümüzde dahi ekranlara geldiğinde ilgiyle izlenen Bruce Lee ve Jackie Chan'in oynadığı filmler akla gelmekte. 
Bu uzak doğu karate filmlerinde bahsedilen ve izlenen dövüş ve savaş sanatlarının aksine Hatay'da bu sanata gönül vermiş Hüseyin Özdemir hoca, temelinde saygı, sevgi, terbiye, ahlak olan öz değerlerimizin ön planda tutulduğu dünyada kabul görmüş ve sertifika ile onaylanmış dokuz savaş sanatından biri olan “Enkin Kaikan” sanatını geliştirdi.
Kendisini bu yeni savaş sanatını oluşturmaya ve geliştirmeye iten en önemli nedenin ise Anadolu'nun özünde olan ve tamamen kendimize ait olan bir sanatın olmasının kaçınılmaz olduğu gerçeği yatmakta. Her medeniyet oluşturmuş olduğu dövüş sanatına kendi özelliklerini ve değerlerini yansıtıyor ve bizlerde o özellikler üzerinden o sanatı öğrenmek zorunda kalıyor diyen Özdemir; “Biz kendi dövüş sanatımızı oluşturarak kendimize özgü dürüstlük, saygı, sevgi, terbiye kısacası bize özgü terbiyeyi temel esas edindik ve bu temelde eğitim vermekteyiz” diyen Özdemir yapmış olduğu açıklamada şu ifade ve örneklere yer verdi;
“1980 ve 1990'lı yıllarda en azından genç yaşlarda olanlar çok iyi bilirler. O zamanlar bir Uzakdoğu savaş sanatları ve karate filmleri furyası vardı. Aklı eren tüm gençler ve zamanı olanlar ilk fırsatta hemen en yakın spor salonuna kaydolur ve kendini en çok sevdiği karate ustasının yerine koyarak aşkla antrenman yapardı. Belki de bir zaman gelip onun gibi olmayı isterdi. Hatta biraz daha ileri giderek yoldaki yürüyüşlerini, konuşmalarını ve hareketlerini dahi o karaktere benzetir, aynısını kopyalar bir nevi hayatlarına adapte ederlerdi. Şu anda bir savaş sanatı kurucusu bile Bruce Lee ye olan özentisi ile Hatay'a kadar gelerek bir film çekmişti.
Peki bu çekik gözlü Uzakdoğuluları bu kadar özel ve üstün yapan neydi? Gerçekten öyle bir sıçramada beş metre yükseğe çıkıp, tek sıçramada beş tekmeyi üst üste atabiliyorlar mıydı?
1986 yılında dövüş sporlar için planlanıp basılan bir aylık derginin kapağında uçan tekme atan bir çocuk için 'DÜNYANIN EN GENÇ SİYAH KUŞAĞI' yazıyordu ve çocuk Kore'liydi.
Peki onu siyah kuşak yapan uçan tekme atması mı yoksa Koreli olması mıydı? Meğer biz ne kadar safmışız ve ne kadar bu çekik gözlüleri gözümüzde büyütmüşüz ki yıllar sonra bazı seminerlerde karşılaştığımızda hiçte öyle insan üstü güçleri olmadığını hatta sağlam bir tekme yada yumruk aldıklarında baya baya devrildiklerini hatta canlarının dahi yandığını gördüm.
Aslında işin özü, Uzakdoğu felsefesi bu filmler ve bizi o kadar etkilemiş ve bu filmi yapanlar kendilerini o kadar yüceltmişler ki biz onları birer kahraman ilan etmişiz ve nerede ise hayatının tamamını ezberlemişiz. İşte acı ama gerçek dedirten bir durum şu ki; o dönemleri bilenlere sorsanız Bruce Lee ya da Jackie Chan'ın size bütün filmlerini en ince detayı ile anlatır ama Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı deyince adını bile duymamışlardır.
Eski yıllarda birçok iyi dövüşçü filmde önce içer, iyi bir sarhoş olur ve sonrada anlatılmaz bir ustalıkla, hiç sektirmeden karşısındakileri kırar geçirirdi. Hem de sarhoş kafa ile. Haliyle bunun adı da 'SARHOŞ TEKNİĞİ' oluyordu.   
Trafik kazalarından ve sarhoş sürücülerden çokça şikayet ettiğimiz günümüzde içip içip 'BANA BİRŞEY OLMAZ ' zihniyeti ile direksiyona çıkan sürücülerin bilinç altına inildiğinde belki de o zamanlar en fazla bu tür SARHOŞ ve ÇOK BECERİKLİ  ustalarını örnek aldıklarını görme ihtimalini de değerlendirmeliyiz bence.
Temelinde ahlaki vasıfları barındırmayan ve sağlam ahlaki temellere oturmayan bir spor ve sporcu eninde sonunda kaosa, çöküntüye ve başarısızlığa terk edilmeye mahkûmdur.
21. yüzyıl artık bilim ve teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar faydalandığımız, her yere ve kişiye tek tuşla ulaşabildiğimiz bir zaman dilimi. En önemlisi de insanoğlunun özüne hitap edebilmek ve orada saygı ve hayranlık uyandırabilmek. Ama buna ulaşmanın ancak eğitim, ama doğru eğitim ve temelinde etik ilkelerinde işlendiği bir eğitim olduğu kendini öne çıkarıyor.
Aradan geçen yıllar bize 80'li ve 90'lı yıllardan bu yana çok şeyin değiştiğini ve ülkemizin, sporumuzun, gençliğimizin doğru yolda olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Sayfanın sağında gördüğünüz çocuk, henüz 10 yaşında ama siyah kuşak 1 dan ve eğer bu hızla devam ederse savaş sanatlarında önü açık. Dahası çalıştığı bir savaş sanatı, yani sıradan bir savunma sporu veya dövüş sporu değil. Aradaki fark ne diyeceksiniz. Aradaki fark savunma sporu ve dövüş sporlarında antrenörün verdiği eğitimi aldığınızda ve şeklen yerine getirdiğinizde başarılı kabul edilirsiniz ve ilerlersiniz. Ama savaş sanatlarında işin içine kendi özel becerileriniz ve olaya ruhunuzla ne derece katıldığınız girer. Savunma sporu ve dövüş sporlarında teknik materyaller ön planda olmasına rağmen savaş sanatlarında etik kavramlarda öne çıkar. Örneğin saygı ve sevgi, yardımlaşma, aile bağları, toplumunun gelenekleri gibi. İşin özü bu resimdeki çocuk Koreli değil, hatta ondan üç yaş daha ufak ama tekniği ondan aşağı değil. En önemlisi efendiliği ile ve eğitim metodu ile dünyanın hiçbir genciyle kıyaslanamayacak ilkelere ve yaşam tarzına sahip. 
Başkalarının güdümüne bağlı spor sanatlarıyla değil kendi yarattığımız ve kendi öz değerlerimizi içerisinde barındıran spor sanatlarına değer vermemiz ve sahiplenmemiz gerektiğini düşünenlerdenim. Değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.”
 
Enkin Kaikan nedir ?
Enkin Japonca da yakın ve uzak, mesafe manasına gelir. Sistemin içeriğine de baktığınız zaman teknik detayada mesafe kavramı 
iyice yerleşmiştir.
Enkin Kaikan kendine has teknik detayları ve uygulamaları içeren , tüm teknik detayları sekiz yöne(kaihi waza) uygulayarak üstün 
denge ve kontrol mekanizmasını çalıştıran, tüm tekniklerini  1 metrekare içinde uygulayan, kata ve benzeri uygulamalara yer 
vermeyen, sokak saldırılarına endeksli, kısa ve sert vuruşlar içeren , tekli ve çoklu rakibe karşı korunmayı öngören , stratejik 
unsurları olan modern bir savaş sanatıdır.
 
Neden Enkin Kaikan ?
Çünkü artık geleneksel metotlarla ve olimpik amaçlı çalışmalarla sokak saldırılarına karşı koymamız ve kendimizi savunmamız mümkün 
değildir. Oysa Enkin çalışma tekniği ve sistematiği ile gereksiz detaylardan arınmış sadece koruma ve korunmaya odaklı bir sistemdir. 
Kuşak sistemi de ona göredir; beyaz kuşak (3.kyu),sarı kuşak (2.kyu),kahverengi kuşak(1.kyu) olarak adlandırılır.  Sarı ve kahverengi kuşaklar 
acemi(çırak); siyah kuşak 1. Dan kalfa; siyah kuşak 2. Dan ve sonrası usta kabul edilir.  1.Dan a kadar teknik eğitim, 1. Dan’dan 2. Dan’a kadar 
stratejik eğitim verilir. 2. Dan olanlar yaşı 18 ve yukarısı ise eğitici belgesi alabilirler. 3.dan ve sonrasında ise kuşak sınavı yoktur. 
Okul çalıştırmak yada daha üst bir ustanın yanında asistan olarak çalışmak yeterlidir. Kuşak bekleme süreleri de daha kısadır. 
Etik eğitimle teknik eğitim beraber yürütülür.
 
Enkin Kaikan Ruhu
Daima Hak'tan ve haklıdan yana, daima iyilik ve iyiden yana, daima doğruluk ve doğrudan yana olmak Enkin Kaikan Ruhunu oluşturur. 
Güzel ahlak sahibi olmak Enkin ailesinde yer edinmeye, bilgisini ve tekniğini geliştirmek Enkin ailesinde yetkilendirme ve derecesini 
yükseltmeye yeterlidir.  “Temiz toplum, temiz insandan geçer.”


 
Bu Haberi Yazıdır Bu Haberi Facebook'ta Paylaş !!!
 
Yorumlar
Haber Arama

  

Facebook
Anketler
Web sitemizi nereden duydunuz ? 02.12.2010 
611 Kişi Oy Kullandı.
Radyo %4 27 
Televizyon %1 11 
Gazete %13 83 
Başka bir web sitesinden %16 103 
Tesadüf %63 387 

İstatistik Bilgi
Aktif Ziyaretçi 1
Bugün Gelen 833
Toplam Gelen 3112939

SAYIN ZİYARETÇİMİZ

IP Adresiniz

 93.89.225.254

Sitemizi ziyaretiniz